Mektup

Mardin-Kızıltepe-Çatalca Köyü İlköğretim Okulu’nun Sevgili Öğrencileri, Değerli Nedim Öğretmenim.

 

Her şeyden önce ülkemizin başkentinden, Ankara’dan sizlere selam gönderiyorum. Ben, sizlere fırça ve macun gönderen Ankara Dişhekimleri Odası’nın bir personeliyim. Eğitim olarak jeoloji mühendisiyim ama üniversiteyi bitirdikten sonraki kısa bir süre dışında ekmeğimi bilgisayardan kazanıyorum. Burada da görevim Oda’nın bilgisayarlarının bakımı, diğer personelin bilgi işlem açısından desteği, benim yazdığım üye takip programının değişen ihtiyaçlara göre güncellenmesi, geliştirilmesi ve web sitesine haber, duyuru vb materyalin girilmesi.

 

Geçtiğimiz Ekim ayında bir gün, her sabah olduğu gibi mail programını çalıştırdım ve gelen mesajları kontrol ettim. Her gün gelen ciddi ve ciddi olmayan mesajların arasındaki bir mesaj çok farklıydı. Yurdumun uzak köşelerinden birisinde görev yapan, Ulu Önderi’nin isteği doğrultusunda “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller yetiştirmeye çalışan bir öğretmen, öğrencilerinin ağız ve diş sağlığı için bizden yardım istemekteydi. Durumu hemen Odamızın yöneticilerine ilettim. Bu öğretmenimizin isteği kabul edildi ve harekete geçildi.

 

Sevgili çocuklar. Ben 44 yaşında, eşinden ayrılmış, Ankara’nın çok merkezi bir bölgesindeki bir gecekondu mahallesinde kendi gecekondusunda yalnız yaşayan, 1995 doğumlu bir kız babasıyım. İnanın, İpana’nın Ankara Bölge Müdürü Serdar beyi aramak, durumu anlatmak, yaklaşık 1 km uzaklıktaki depoya yürüyerek gidip o koliyi kucaklayıp Odaya getirmek, paketlemek ve kargoyu çağırıp teslim etmek, teslimat esnasında Nedim öğretmeninizi arayıp durumu bildirmek benim için çok keyifliydi.

 

Aradan birkaç hafta geçtikten sonra Odamızın Genel Sekreteri bana büyük bir zarf uzattı ve “bunları tarayıp bilgisayara aktar, belki web sitemize haber yaparız” dedi. Zarfı açtığımda içinden elle yazılmış kısa-uzun mektuplar ve resimler çıktı. Bir yandan tararken bir yandan da mektuplara göz gezdiriyordum. Son derece içten yazılmış, sevgi dolu mektuplar, yaratıcı resimlerdi. Benim de soyadım Karakuş olduğu için bir sınıfta bu kadar çok Karakuş soyadlı öğrencinin olması çok hoşuma gitmişti.

 

Odamızın 4 ayda bir yayınlanan bir dergisi var. Eğer bu mektuplarınız ve resimleriniz dergimizde haber olarak yayınlanırsa söz size 1 tane dergi göndereceğim.

 

Sevgili çocuklar. Bu mektubu yazıp göndermeyi epeydir istiyordum. Ama size bir de kitap göndermeye karar vermiştim. Siz yaşlardayken bulabildiğim, daha doğrusu ailemin maddi olanaksızlıkları nedeniyle güç bela alabildiğim, çok severek okuduğum, Kemalettin Tuğcu’nun bir kitabını göndermek istiyordum. Ancak, uzun aramalarıma rağmen kitapçılarda bulamadım, çünkü Kemalettin Tuğcu yıllar önce vefat etti ve kitapları artık basılmıyor. Fakat bu beni yıldırmadı, aramalarıma devam ettim ve sonunda bir dostta, Türkiye’nin en büyük kitabevlerinden birisinde, Dost Kitabevi’nde buldum ve aldım. Bu iki kitabı, yıpranmasın diye kapladım ve size gönderiyorum. Kaplaması biraz kaba oldu, kabul ediyorum; çünkü kaplamayı tek başına yapmak ve böyle kaygan bir naylonla kaplamak zor oluyor. Bu kitapları hepinizin sırayla okuyacağını ümit ediyorum. Parktaki Adam kitabını okumamıştım, yayınlanmamış eserlerinden birisi, ama Yeraltında Bir Şehir çocuk yaşımda beni çok etkilemişti.

 

Siz yaşlardayken, dördüncü ve beşinci sınıfları Sivas’ın Suşehri ilçesinde, Hürriyet İlkokulu’nda okudum. Saat 15:00’de okuldan eve geldikten sonra, oturduğumuz mahallede, evlerin inşaatında kullanılan briketleri döken bir ağabeye yardım ediyordum. Kendi başına günde 8 torba (çimento +kum+su) briket döken bu ağabey, ben yardım ettiğimde 10 torba döküp 10 lira fazla kazanıyor ve bu 10 liranın 5 lirasını bana veriyordu. Ben de o 5 lirayı anneme veriyor, böylece aileme katkı sağlıyordum. O 5 liralar ne oldu biliyor musunuz? Evimize buzdolabı aldık! Ve yıllarca o buzdolabı bizim yiyeceklerimizi korudu. Sevgili çocuklar, çalışmak her zaman insana bir şeyler kazandırır. Bu sadece bedensel çalışma değil, aynı zamanda zihinsel de olmalı, insan hep yeni şeyler öğrenmeli. Bugüne kadar farkında olduğum bir şeyi sizinle paylaşmak istiyorum; 3 şeyden zarar gelmiyor: Bilgi, çalışmak ve en önemlisi sevgi!..

 

Cevabını vermekte en çok zorlandığım soru “Memleket neresi?” sorusu. Çünkü, rahmetlik babam Malatyalıydı, soyadımın Karakuş olmasının nedeni bu. Güneydoğu Anadolu’da çok yaygın bir soyadıdır, çünkü bu yöremizde kartala karakuş denilir. Rahmetlik annem ise Amasyalıydı. Ben Yozgat ilimizin Çekerek ilçesinde doğmuşum, ilk hatırladığım yer ise yine Yozgat ilimizin Çayıralan ilçesi. Sonra Amasya’ya, oradan da Suşehri’ne taşındık. Ardından Sivas ve 1976 yılında Ankara. O yüzden nereli olduğum sorulduğunda ağırlıklı olarak Ankaralıyım diyorum. Çünkü Malatya’yı ilk kez 6 yaşında, ikinci kez ise 39 yaşında birer günlük ziyaretlerle gördüm. Amasya’da ise 4 yıl oturdum. İnsanın doğduğu değil, doyduğu yer bir yerde memleketi oluyor.

 

Sevgili çocuklar, ben Ankara’daki bazı özel okullarda 8.5 yıl bilgisayar öğretmenliği yaptım. O nedenle Nedim öğretmeninizin sizleri hangi gözle gördüğünü çok iyi biliyorum. Eminim, hepiniz gülen yüzlerinizle, Ulu Önderimiz Atatürk gibi çakmak çakmak çakan, ışıl ışıl parlayan gözlerinizle okulunuza gidip geliyorsunuz. Hepinize başarılar diliyor, bir gün burada bir üniversite öğrencisi olarak karşıma çıkmanızı ümit ediyorum.

 

Mesafe olarak buralardan uzak olabilirsiniz, ama gönlümüzde yer aldınız, o yüzden gerçekte çok yakınsınız. Öğrendiğimden beri severek söylediğim çocuk şarkısında olduğu gibi:

 

Orda, bir köy var uzakta,

O köy bizim köyümüzdür,

Gitmesek te, kalmasak ta,

O köy bizim köyümüzdür.

 

Bu mektubu çalıştığım işyeri adına değil, kendi adıma gönderiyorum. Orada internet olanağınız yok veya çok sınırlı, biliyorum, ama eğer bir şekilde girme şansınız olursa http://bakaner.blogcu.com adresinde bazı öykü ve şiirlerimi bulabilirsiniz. “küçük bir öykü: Tren Makinisti” adlı yazı ise benim hayat öykümdür. Size gönderdiğim bu mektubu da yukarıda yazdığım web sayfamda yayınlayacağım.

 

Kıymetli Nedim Öğretmenim. Öğrencilerimizin ağız-diş sağlığı konusunda gösterdiğiniz hassasiyete özellikle teşekkür ediyorum. Önümüzdeki süreçte, eğer olanaklarım elverirse öğrencilerinize şahsım adına yeniden malzeme göndermeye çalışacağım. Fakat bu konuda söz veremiyorum. Ülkemizin eğitim neferlerinden birisi olduğunuz için size ayrıca saygılarımı sunuyorum.

 

Sevgili öğrenciler, bu vesileyle hepinizi gözlerinizden öpüyor, hayatınız boyunca başarı, sağlık ve mutluluklar diliyorum.

 

 

Bakaner KARAKUŞ

Ankara Dişhekimleri Odası Personeli

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !